Kanun MaddesiTBK m.347
TBK m.347: Kira Sözleşmesinin Uzaması ve On Yıllık Uzama Süresi
Konut ve çatılı işyeri kiralarında, sözleşmenin bitiş tarihi ile gerçekten sona ermesi farklı şeylerdir. Kanun, kiracıyı korumak için sözleşmeyi kendiliğinden uzatır.
Kural: bir yıllık otomatik uzama
Belirli süreli bir kira sözleşmesinde:
- Kiracı, sürenin bitiminden en az 15 gün önce yazılı bildirimde bulunmazsa sözleşme aynı koşullarla bir yıl uzar.
- Kiraya veren, bu bildirimi yapamaz. Süre bitti diye sözleşmeyi sona erdiremez.
Uzama, her yıl tekrar eder. Kiracı isterse her yıl sonunda 15 gün önceden bildirerek çıkabilir.
On yıl sonra: kiraya verenin sebepsiz fesih hakkı
Uzama süresi on yıl dolunca kiraya veren, sebep göstermeksizin sözleşmeyi sona erdirebilir. Bunun için:
- On yıllık uzama süresi sona ermiş olmalı,
- Sonraki her uzama yılının bitiminden en az 3 ay önce bildirim yapılmalıdır.
Kiracı bildirime rağmen taşınmazı boşaltmazsa tahliye davası gerekir. Bildirimin şekli ve dava süresi için bir avukata danışılması önerilir.
On yıldan önce çıkarma sebepleri
On yıl dolmadan kiraya veren, ancak kanundaki sebeplerle sözleşmeyi sona erdirebilir:
- Kendisi, eşi, altsoyu, üstsoyu veya bakmakla yükümlü olduğu kişiler için konut veya işyeri gereksinimi
- Yeni malikin gereksinimi
- Kiracının temerrüdü: kira bedeli ödenmediğinde ihtar gerekir
- Kiracının yazılı tahliye taahhüdü: bkz. tahliye taahhüdü süresi
Denova nasıl destek olur?
Kira ve Gayrimenkul Hukuku alanında hem kiraya verenlere hem kiracılara; bildirimlerin doğru yapılması, sürelerin takibi ve tahliye süreçlerinde destek veriyoruz.
Sık sorulan sorular
On yıllık uzama süresi ne zaman başlar?
Sözleşmenin ilk süresinin bitiminden sonraki uzama yılları sayılır. Kural olarak on yıl, ilk kira süresinden sonraki bir yıllık uzamaların toplamıdır. Sürenin kesin hesabı için sözleşme tarihlerine bakmak gerekir.
Kiraya veren on yıldan önce sözleşmeyi sona erdirebilir mi?
Evet, ama sebepsiz değil. Kendisi veya yakınları için konut gereksinimi, yeni malikin ihtiyacı, kiracının temerrüdü veya yazılı tahliye taahhüdü gibi kanunda sayılan sebeplere dayanmalıdır.
Bu yazı genel bilgilendirme amacı taşır ve hukuki görüş niteliğinde değildir. Her somut olay kendi koşullarına göre değerlendirilmelidir. Mevzuat yayın tarihindeki haliyle esas alınmıştır.