İtirazın İptali Davası: İcra Takibine Yapılan İtirazdan Sonra Ne Olur?
Son yıllarda yaşanan ekonomik güçlüklerin de etkisiyle alacaklı ve borçlu arasındaki uyuşmazlıklar artıyor. Alacaklılar, vadesinde tahsil edemedikleri alacakları için icra takibi yoluna başvuruyor ve alacaklarını cebri icra yoluyla tahsil etmeye çalışıyor.
Ancak borçlu, kanunun tanıdığı hakkı kullanarak ilamsız icra takibine itiraz ederse takip durur. İtirazın haklı bir nedene dayanıp dayanmadığı bu aşamada değerlendirilmez.
İşte duran takibin devamını sağlamak isteyen alacaklının başvurabileceği hukuki yollardan biri itirazın iptali davasıdır.
Peki itirazın iptali davası nedir, hangi sürede ve nerede açılır, taraflar bakımından sonuçları nelerdir?
İtirazın İptali Davası Nedir?
İtirazın iptali davası, İcra ve İflas Kanunu’nun 67. maddesinde düzenlenmiştir.
Borçlunun süresinde yaptığı itiraz üzerine duran ilamsız icra takibinin devamını isteyen alacaklı, genel hükümler çerçevesinde açacağı dava ile alacağının varlığını ispat ederek borçlunun itirazının iptalini talep edebilir.
Burada üzerinde durulması gereken nokta şu: mahkeme yalnızca borçlunun itirazının haklı olup olmadığını incelemez. Takibe konu alacağın gerçekten mevcut olup olmadığı da yargılamanın konusudur.
Dava Ne Kadar Sürede Açılmalıdır?
Alacaklı, borçlunun itirazının kendisine tebliğinden itibaren bir yıl içinde itirazın iptali davasını açmalıdır. İİK m.67’de düzenlenen bu süre hak düşürücü niteliktedir.
Bir yıllık sürenin geçirilmesi alacağın kendisini ortadan kaldırmaz. Ancak alacaklı, sürenin geçmesinden sonra aynı takip bakımından itirazın iptalini sağlayarak takibe devam edemez.
Bu nedenle uygulamada yalnızca borçlunun hangi tarihte itiraz ettiği değil, itirazın alacaklıya hangi tarihte tebliğ edildiği de dikkatle takip edilmelidir.
Görevli Mahkeme Nasıl Belirlenir?
İtirazın iptali davası bir icra takibinden kaynaklansa da icra mahkemesinde görülmez.
Görevli mahkeme, takip konusu alacağın kaynaklandığı hukuki ilişkiye göre belirlenir. Uyuşmazlığın niteliğine göre Asliye Hukuk, Asliye Ticaret, Sulh Hukuk, Tüketici veya İş Mahkemesi görevli olabilir.
Bu yönüyle itirazın iptali davası, uygulamada zaman zaman karıştırıldığı itirazın kaldırılması yolundan ayrılır. İtirazın kaldırılması icra mahkemesinden talep edilir. İtirazın iptali ise genel hükümlere göre görevli mahkemede dava yoluyla ileri sürülür.
Zorunlu arabuluculuk ve hak düşürücü süre
Uyuşmazlığın niteliğine göre dava açılmadan önce zorunlu arabuluculuğa başvurulması gerekip gerekmediği ayrıca değerlendirilmelidir.
Arabuluculuğa başvurulması hâlinde, alacaklının dava açması için tanınan bir yıllık hak düşürücü süre durur. Arabuluculuk süreci sona erdikten sonra süre kaldığı yerden işlemeye devam eder.
Dolayısıyla arabuluculukta geçen zaman, alacaklının hak düşürücü süresini aleyhine işletmez.
Alacağın İspatı
Bir alacak hakkında icra takibi başlatılmış olması, o alacağın gerçekten mevcut olduğunu tek başına göstermez.
İtirazın iptali davasında alacaklı, genel ispat kuralları çerçevesinde takip konusu alacağın varlığını ispat etmek durumundadır. Sözleşmeler, faturalar, banka kayıtları, ticari defterler, cari hesap kayıtları ve hukuki ilişkinin niteliğine göre diğer deliller bu aşamada önem kazanır.
Borçlu da buna karşılık borcun hiç doğmadığını, ödendiğini, sona erdiğini veya talep edilen miktarın gerçeği yansıtmadığını ileri sürebilir.
Bu nedenle icra takibinden önce yalnızca “alacağım var mı?” sorusu değil, “bu alacağı gerektiğinde nasıl ispatlayacağım?” sorusu da sorulmalıdır.
Davanın Sonucuna Göre Tazminat
İtirazın iptali davasının sonuçları, duran icra takibinin devam edip etmeyeceğiyle sınırlı değildir. Davanın sonucuna ve somut olayın özelliklerine göre taraflar bakımından tazminat yükümlülüğü de gündeme gelebilir.
İcra inkâr tazminatı
Dava kabul edilir ve borçlunun itirazının haksız olduğu anlaşılırsa, şartları mevcutsa ve alacaklı talep etmişse borçlu aleyhine icra inkâr tazminatına hükmedilebilir.
Bu noktada takip konusu alacağın likit olup olmadığı önem taşır. Davanın kabul edilmiş olması tek başına icra inkâr tazminatı için yeterli değildir.
Kötü niyet tazminatı
Dava reddedilirse borçlu lehine tazminat gündeme gelebilir. Alacaklının takip başlatmakta kötü niyetli olduğu anlaşılır ve borçlu talep ederse, alacaklı aleyhine kötü niyet tazminatına hükmedilebilir.
İki tazminat arasındaki önemli fark da burada ortaya çıkar. İcra inkâr tazminatında borçlunun kötü niyetli olması aranmaz. Kötü niyet tazminatında ise alacaklının kötü niyeti gerekir. Dolayısıyla davanın reddedilmiş olması, tek başına alacaklının kötü niyetli olduğunu göstermez.
Her iki tazminat bakımından da tarafın talebi gereklidir. Mahkeme kendiliğinden tazminata hükmetmez.
Uygulamada Nelere Dikkat Edilmeli?
İlk dikkat edilmesi gereken husus bir yıllık hak düşürücü süredir. Özellikle itirazın öğrenildiği tarih ile alacaklıya tebliğ edildiği tarih birbirine karıştırılmamalıdır.
İkinci husus, itirazın iptali ile itirazın kaldırılmasının aynı hukuki yol olmadığıdır. İkisi de en basit tabirle duran takibin devamını sağlamaya yöneliktir. Ancak başvurulacak merci, süre ve incelemenin kapsamı bakımından birbirinden ayrılır.
Son olarak, icra inkâr veya kötü niyet tazminatı davanın kabulü ya da reddinin kendiliğinden ortaya çıkan bir sonucu değildir. Takip konusu alacağın niteliği, likit olup olmadığı ve tarafların niyeti tazminat değerlendirmesinde belirleyicidir.
Toparlamak Gerekirse
İtirazın iptali davası ilk bakışta duran bir icra takibini devam ettirmeye yönelik bir dava gibi görünür. Ancak her uyuşmazlık kendi içinde farklı hukuki değerlendirmeler gerektirir.
Takibin dayanağı olan hukuki ilişki, alacağın ispat biçimi, hak düşürücü süre, görevli mahkeme, dava şartları ve tazminat sonuçları somut olaya göre değişir. İcra takibi başlatılırken yapılan tercihler, itirazdan sonra açılacak davaya doğrudan yansıyabilir.
Bu nedenle itirazın iptali sürecini, takibin başlatıldığı andan itibaren bütüncül olarak ele almak daha doğru olur.
Alacak takibi veya itiraz edilmiş bir icra dosyası için Hukuki Danışmanlık desteğine ihtiyaç duyarsanız, bize yazabilirsiniz.
Sık sorulan sorular
İtirazın iptali davası ne kadar sürede açılmalıdır?
İtirazın alacaklıya tebliğinden itibaren bir yıl içinde. Bu süre hak düşürücüdür. Arabuluculuğa başvurulması hâlinde süre arabuluculuk boyunca durur ve süreç bitince kaldığı yerden devam eder.
İtirazın iptali davası hangi mahkemede açılır?
İcra mahkemesinde değil, alacağın kaynaklandığı hukuki ilişkiye göre görevli genel mahkemede açılır. Uyuşmazlığa göre Asliye Hukuk, Asliye Ticaret, Sulh Hukuk, Tüketici veya İş Mahkemesi görevli olabilir.
İtirazın iptali ile itirazın kaldırılması arasındaki fark nedir?
İtirazın kaldırılması icra mahkemesinden talep edilir ve belirli belgelere dayanır. İtirazın iptali ise genel hükümlere göre görevli mahkemede açılan bir davadır ve alacağın varlığı her türlü delille tartışılır. Merci, süre ve inceleme kapsamı farklıdır.
İcra inkâr tazminatı ne zaman istenebilir?
Dava kabul edilir, borçlunun itirazı haksız bulunur ve alacak likit ise, alacaklının talebi üzerine borçlu aleyhine icra inkâr tazminatına hükmedilebilir. Davanın kabulü tek başına yeterli değildir.
Bu yazı genel bilgilendirme amacı taşır ve hukuki görüş niteliğinde değildir. Her somut olay kendi koşullarına göre değerlendirilmelidir. Mevzuat yayın tarihindeki haliyle esas alınmıştır.